Pazarlama Karnavalı


2007'nin son karnavalına PazarlamaCadısı ev sahipliği yapıyor. Karnaval 2008'de de devam edecek. İyi okumalar...

Mutlu Yıllar.



Dileğin 2008'den ne dilerseniz...

Ses markası olur mu?


Türk Patent Enstitüsü'nün üzerinde çalışmalarını sürdürdüğü ve çok yakında detayları ile ilgili açıklama yapacağı bir konu hakkında yazmak istiyorum. SES markası tescillenebilir mi?

Ses markası tıpkı ticaret ve hizmet markası gibi tescil edilebilecek. Fikri haklar, ihtiyaçlar geliştikçe bunun ile paralel gelişim gösteren bir konu. Yeni ihtiyaçlar yeni düzenlemeleri beraberinde getiriyor. Ses markasının tescilide bu gelişimin bir sonucu.

Markaların reklamlarda, kampanyalarda kullandığı müziğin kullanım sıklığı arttıkça tüketici nezdinde de bilinirliği arttıyor. Ürün-Marka ilişkisinin hatırlanması açısından da müzik daha da önem kazanıyor.

Uygulamanın nasıl olacağını bir kaç cümle ile açıklamaya çalışacağım;

  • Ses markasıda aynen marka tescil aşamalarından geçmektedir. Süreç yine ortalama 12 aydır. Bültende ses tescili ile ilgili bilgiler yer alacak melodisi Türk Patent Enstitüsü internet sitesinden yayınlanacaktır.
  • Müracaat edilirken emtia belirlenmesi zorunludur. Dolayısı ile Müracaat edilecek sınıflara göre harç hesaplanacaktır.
  • Müracaat için sesin notaları sözsüz olarak ilgili marka sahibinden yazılı ve ses cd'si olarak alınacaktır. Sözler tescil edilmemektedir. Sözlerin tescili slogan tescili olarak mümkündür.
  • Marka tescil belgesinin üzerinde sesin notaları yazılacaktır.
Markalar açısından büyük önem taşıdığını düşündüğüm bu uygulama hakkında resmi açıklama geldiğinde de sizlerle paylaşacağım.

Acaba ilk başvuran marka hangisi olacak?

Tahminlerinizi bekliyorum ve ben Aygaz diyorum.

Tarantino Sunar...

Grind House çalışmasıyla bu sezon izlediğimiz 2 işten birisi Death Proof. Tarantino severleri ikiye bölse de ( ki fotoğraftaki bölünmeden bahsetmiyorum.) , Grind tadını oldukça damağınızda hissettiren bir çalışmaya imza atmış bir filmden bahsediyoruz. Ve artık DVD'si satışa sunuldu. O duyuruyu yapmakta bu sahipsiz kola nasibmiş. Amsterdam'ın en işlek caddelerinde yer alan bu uygulama film de düşünüldüğünde çok başarılı.

via

Reklam imajları anlamlı olarak ilişkilendirebilme işidir.

Yolda yürürken ya da masanızda oturmuş çalışırken... gözünüze birşeyler takılır. İmaj birden düşüncelerinizle yoğrulur ve birden asıl görevinden bağımsız başka bir imaj oluşur. İmajların çağrıştırdıkları aslında sizin hayata nasıl baktığınızla ilgili ipuçları veririr. Bir konu hakkında düşünürken duvara ya da zemine öylece baktığım zamanlar olur. Bazen bir insan yüzü görürüm. Tıpkı bir kara kalem çalışması gibi. Duvardaki çatlak ya da zeminin yapısı, rengi v.s. sizin gördüğünüz artık sadece duvar değildir. Oraya gizlenmiş bir resim. Birde arkadaşınıza sorarsınız, görebiliyor musun? işte bak tam burası gözleri! Çoğu zaman göremezler. Çünkü siz onu kendinize göre yeniden şekillendirmişsinizdir. Karşı tarafında aynı bilinç ile ona bakmasını beklersiniz. Ne büyük yanılgı.

Geçenlerde bir yerlerde okumuştum ( malesef yeri hatırlamıyorum). İnsanlar karşı tarafa bir şarkıyı sadece ritim tutarak "dim dim dimmm" tarif etmeye çalışırlarken karşılarındakininde kendileri gibi bu ritimleri anlamarını beklerler. Ama siz ritim tutarken aynı zamanda müziği de beyninizin içinde duyarsınız. Yine aynı büyük yanılgıya düşersiniz. Karşınızdaki müziği nasıl duymaz!

Peki anlatmak istediklerimizi karşımızdakine nasıl aktarabiliriz? Yardımcı İmajlar kullanarak (Referans noktası belirleme).


İşte Adidas'ın da yaptığı bu. Yolda yürürken, otobüste seyahat ederken karşımıza çıkan turnikeler, tutacaklar v.s. Yardımcı imaj olmadan size birşey anlatmayabilir. Ama Adidas logosu ve sloganını gördüğünüzde o imaj artık farklı bir görevi yerine getirmek için oradadır. Daima spor.


kaynak:http://invisiblered.blogspot.com/2007/12/adidas.html

Fikrin küçüğü büyüğü olmaz.

Jiklet.com Burak Kaynak'ın başarılı projelerinden biri. Özellikle tasarım konusu üzerine yazılarını ve paylaşımlarını takip etmenizi tavsiye ederim. İşte Burak'ın da sitesinde paylaştığı o tasarımlardan biri...


Kupa boş ise siyah renkte ve üzerinde OFF yazıyor. Kahvenizi koyduğunuzda ise ısı ile birlikte kupanın rengi beyaza dönüşüyor ve üzerinde ON yazıyor. Oldukça başarılı bir fikir. Aslında bu fikrin karton/kağıt bardaklara uyarlanmasının daha da etkileyici olacağını düşünüyorum. Fastfood ya da kahve dükkanlarından aldığınız kahvenin altında yazan dikkat sıcaktır ibaresi bardak boş olsada dolu olsada orada sabit şekilde duruyor. Bu fikrin uygulanmasıyla müşteri açısından olduğu kadar dükkanda çalışanlar açısından da -boş bardakları toplarken-kolaylık sağlayacağını düşünüyorum. Umarım benim gibi düşünen birileri vardır da bu uygulamayı kendi sektörleri açısından uygunluğunu araştırırlar.

ON-OFF uygulaması oldukça sık kullanılan bir yapı. Bunun sebebi de 2 kelimenin kavram olarak hemen hemen tüm dillere yerleşmiş olması. İşte yine bir uygulama "switch me". Biber (P)-Tuz(S) düğmesini açıp kapatarak tek tuzluk-birberlik ile yemeğinizi istediğiniz kıvama getirebilirsiniz.