Notdefteri mden


Not Defterim... Yanımdan ayırmamaya özen gösterdiğim yaşamsal fikir ünitesi. Bazen elime yapıştığını hissetiğim anlar oluyor.

Nefes aldığımız sürece öyle şeyler duyuyor, görüyorsunuz ki o anın çekiciliği ile şahit olduklarımızı hiç unutmayacakmışız gibi hissediyoruz. Beynimizin kıvrımlarına veriyi iyice yerleştiriyoruz (varsayıyoruz). Ta ki "Dilimin ucunda, şimdi söylüyorum 1 saniye" ya da "Ya sanki bir şeyler geliyor aklıma ama" cümlesini sesli olarak karşı tarafa aktarırken (sesin yayılımı ile bunun olması kadar doğal ne olabilir ki?) diğer kulağımızdan içeri süzülen sesimizin beyin kıvrımları arasında yankılandığını duyana kadar. AAAaaaaa! Burada olması lazım, Nereye gitti? buralarda bi yere koymuştum, burasıda ne kadar kıvrımlı girintiliymiş ara ki bulasın....

Unutuyoruz. Zayıflık değil, unutma hakkımızı kullanıyoruz.Bilinçli bir bilinçaltı eylemi. Yeni fikirler, yeni anılar kendilerine yer açmak için geçmiş verileri daha da girintilerin içine itiyor.

İşte o anda notdefterim yetişiyor. Bir nevi beyin içi veri bulma haritası. Size hangi derin girintilerde olduğu söylüyor istediklerinizin. Bir çağrışım. İşte orada ve sizin en çok ihtiyacınız olduğu anda öylece karanlığın içinden çekip almanızı bekliyor. Üzerinde bir sürü yeni bilgicikler sıkış sıkış, bağdaş kurup oturmuşlar. Bir el atıp çekiyorsunuz kalabalığın içinden...

Notdefterime çok şey karalıyorum. Özellikle pazarlama ile ilgili olanları buradan sizinle paylaşacağım. Harita elimde gezintiye çıkıyorum...

Cümleler düşük olabilir, o an nasıl yazdıysam o şekilde yazacağım burayada....

--------
Bilinçaltı reklam- konuşann Metin çelik (NTV)
Beynin gerçekleri
-aynı deterjanı birbirinden farklı 3 renkteki kutuya koyuyorlar ve tüketicilere deterjanı kullandıktan sonraki deneyimleri soruluyor.
Sarı kutu- iyi yıkıyor
Mavi kutu-güzel yıkıyor
Sarı-Mavi kutu- kötü yıkıyor.

Takiskoskop (bölemi yazılıo): saniyenin 1/3000 filmin içinde mesaj-reklam gösterimi.


--------

İkea Katalog: Gerçeği Saklama Kavanozu - 10 Krş.


Yaşanan sıradan bir gün ile olağanüstü bir gün arasında ne fark vardır? İkisi de 24 saat. Kaybettiğiniz 2 saat belkide o günü sıradan yapan asıl etkendir. Peki o 2 saat gününüzün kabus gibi geçmesine sebep olursa? Olağanüstü geçen bir gün sıradan bir günün içinde yer alır. Saatin dış etkenler tarafından rehin alınması sizin için iyi geçebilecek bir günün gözden kaybolması ile sonuçlanabilir...

Yaklaşık 2 hafta önce arkadaşım Rıza yeni evine taşınmıştı, koltuk masa v.s gibi eksikliklerin giderilmesi için de ikea seferine çıkıldı. İkea evimizin herşeyi! öyle mi?

İkea gerek kapalı alanı gerek ise ürün çeşitliliği olarak gayet başarılı. Başarılı kısmını uzun uzun anlatmayacağım. Hatta bu yazıda bahsi bile geçmeyecek ( istisna olabilir ). Konu farklı!

Sadece etrafa bakınmanızın bile 1-2 saat sürdüğünü düşünürseniz bir de alışveriş yapmaya kalktığınızda zamanın nasıl aktığını tahmin edebilirsiniz.

Rıza ile birlikte elimize kılıç ve kalkanlarımızı aldık ( girişte aldığımız ikea kalemi ve ikea not kağıdı) yeni zaferler kazanmak için nefesimizi tutup savaş alanına kendimizi attık. Fiyat olarak makul , tasarım olarak şık mobilyalar almak için buradaydık (Hatta bu yazıda bahsi bile geçmeyecek kısmının istisnasını bu cümlede görebilirsiniz).

İlk önce aynı yönde olan akınlarımızı daha sonrasında ben sağ kulvarı alarak devam ettim. Yaptığımız bu akıllıca stratejiden sonra zaferin yaklaştığını hissediyorduk. Aradığımız koltuğu bulmuştuk. Fiyat olarak makul tasarım olarak şık. İşte şimdi kalem kağıt elimizde, görevimiz bu ürünün depoda hangi rafta hangi kulvarda olduğunu not alıp ganimeti ele geçirmek.

Daha sonrasında bir masa, sandalye, koltukla uyumlu v.s. ler. Dolaşmaya devam... Tabi hak verirsiniz ki çatışmalardan yorgun düştüğünüz an kendimizi ikea nın isveç köftelerinin arasına attığımızı inkar etmeyeceğim. Viking usulu yapılan deniz savaşı sonrası karnımızı doyurabildik. Sonrasında asıl savaş alanına geri döndük.

Depodan ganimetleri toplamaya gittiğimizde gördüklerimize (göremediklerimize) inanamadık. Tüm savaş bir yalandan ibaretmiş. Savaştığımız değerler aslında yokmuş. 4-5 saatimiz bir hiç uğruna ucsuz bozkırlarda geçmiş. Aldığımız notlar, raf numaraları, ürün değerlendirme aman Allahım herşey bir yalanmış. İlgili koltuk ellerinde kalmamış!

Görevli arkadaşa sorduğumuzda ürünün kalmadığını, 10 gün sonra geleceğini söyledi. Peki bende 10 gün sonra gelseydim? Koltuğa verdiğiniz bu ayrıcalığı bize de gösterseydiniz! Savaş alanında belirlenen saatte tarafların yer almaması savaş suçları arasına girer mi?
Asıl amacı koltuk ve akabinde birkaç ıvır-zıvır almak isteyen bu yorgun iki savaşçıya ne olacak şimdi?

Koltuğu beğendiğimiz ana geri dönüyoruz. Üzerinde stokta yoktur diye bir not varmıy dı? Tabi ki hayır! (Gerçeği saklama kavanozu koltuğun yer aldığı rafın hemen altında 10 krş. Kavanoz için şık tasarım, uygun fiyat) Şimdi bu savaş hilesinin arkasına sığınıp fellik fellik içeride bizi gezdiren kim! Eğer ürün elinizde bulunmuyorsa neden zahmet edip bir not yazmıyorsunuzda benim 4-5 saatimi alıyorsunuz.

Beğendiğiniz koltuk elimizde yok ama siz içeride gezin belki beğendiğiniz başka birşeyleri alırsınız. Yoksa hemen koltuk reyonuna bakıp tamam bizim istediğimizde yokmuş diye başka bir yere yönlenmeniz İkea tarafından kabul edilir bir gerekçe değil. Savaş hilesi!

Evet İkea zamanımızı çaldı hemde bunu hiç hissettirmeden sinsice yaptı (Acımasızca). Olmayan hayallerin içinde yeldeğirmenlerine karşı kılıç salladık.

Sevgili İkea; zaman para demekse, lütfen ilgili hesaba zamanımı aktarın...

Markalar Şekil Değiştiriyor.

Mevsimden midir? Firmalar ard arda logo değişikliğine gidiyor.



( alex woolley )

Kingston Üniversitesinde grafik okuyan Alex Woolley'nin projeleri görülmeye değer, bunlardan biride ( )






Diğer çalışmalarını burada: http://www.alexwoolleydesign.com/


Bu videoyu izlerken aklıma, üzerinde biraz çalışılır ve ürün ile ilişkilendirilebilirse güzel bir viral kampanya çıkabilir! düşüncesi gelmedi değil.


Mecra içi Mecra 2M

Wc umumi adıyla tuvalet. Tuvaletlerin ülkemizde mecra olarak kullanılması bildiğim kadarı ile çokta geçmiş tarihlere rastlamıyor. Alışveriş merkezlerinde tam da en sıkışık olduğumuz anda bizi etkilemeye çalışan bu reklamlara, algılarımız tepki versem mi vermesem mi demeden/diyemeden kendimizi dışarı atıyoruz. Burada yer alan reklamların elbette dikkat çekici özelliği üst seviyede olmalı. Burada bahsetmek istediğim aslında reklamın içerik olarak dikkat çekiciliği değil (ki çok önemli ama ben başka bir şeyden bahsetmek istiyorum). Mecra içi Mecra arayışı yani 2M (kavram bana ait olabilir emin değilim) diyebiliriz. Tuvaletin içinde öyle bir reklam alanı bulmalısınız ki tüketici es geçemiyeceği bir ürün ile karşı karşıya kaldığını anlamalı.

Nasıl mı? bunun gibi...


Tuvalet kağıdı hiç olmayacak bir zamanda bitti, sizi sıkıntı basmışken işte bir kurye şirketinin reklamı, şehir içi hızlı kurye çünkü bisiklet ile... Reklamda hızı vurgularken size şu mesajı da iletiyor: Arayın getirelim.

Mecra arayışı Reklamcılar için bir nevi adventure game ("macera oyunu" aslında anlam olarak Türkçe karşılığı tam olarak var ise İngilizce yazmayı tercih etmem ama burada kastettiğim bilgisayar oyunları olunca genel kullanılan ismi yazmayı uygun gördüm. Bu gereksiz açıklamanın neden bu kadar uzadığı hakkında bir fikrim yok! İnanın, sanki parantez içi yazılanlar kısa olmak zorunda "imiş" gibi bir his uyandı içimde. Bu hisse aykırı muhalefet yanım ısrarla anlamsız cümle öbekleri oluşturacak harflere basmak için parmaklarımı kullanıyor lakin bu anlamsızlığı devam ettirmenin çok anlamlı olduğunu düşünmediğimden burada kesiyorum (kapa parantez)nihayet). Mecra olarak seçilecek yer tuvalet ise tabiki tuvalet kapıları, pisuvar üsttü çerçeveler reklamınızın yer alması için uygun olabilir. Uygulama alanının (2M) etki arttırımını sağlaması için seçimi yaparken biraz düşünmemiz gerekiyor. Pisuvar içi, tuvalet kapağı, musluklar, çoğaltılabilir. Ürün ile ilişkilendirilebilecek oldukça fazla malzeme var. Bu reklamı ve seçilen 2M'yi kutluyorum...

kaynak: http://www.seaspace.cn/archives/2007/08/20090704.html

www.fenerbahce.pazarlama


Fenerbahçe resmi taraftar sitesi antu.com'un projesi yuzyillarca.com, aslında hiçde yabancı olmadığımız bir uygulamanın yeniden hayata geçirilmesi. Alex Tex'i paraya ve şöhrete koşturan milliondollarhomepage 'in ta kendisi.

"Kulübüne destek ol ismin yüzyıl yaşasın" sloganı ile yola çıkan yuzyillarca.com sitesinde belirli bir ücret karşılığında alacağınız pixel ya da pixellere (1 pixel 10 ytl) dilediğiniz fotoğrafı ekleyebiliyorsunuz. Site size bu fotoğraf ya da görselin 100 yıl boyunca yayında kalacağını söylüyor (? yüzyıl). 294.800 adet pixel satılmış, 705.200 adedi de satılmayı bekliyor. Bazı eklemeler yapılmış, mesela pixellere yaklaşıp yakından bakabiliyorsunuz ya da en çok pixel satın alanları sayfanın sağında görebiliyorsunuz. Taraftarın hem kulübe desteğini arttırmak hemde bu desteği gözle görülür şekilde internette yayınlamak oldukça güzel fikir keşke uygulamada yeni ve farklı olsaydı.

Türkiye Süper Liginde mücadele edenler takımlar arasında "Pazarlama" yı en iyi kullanan takım bence Fenerbahçe. Geçen sene açıklanan Fenerium satışları da bunu kanıtlar nitelikteydi.

Fenerbahçe resmi internet sitesi www.fenerbahce.org , taraftar ile etkileşimi arttırmak için çeşitli bölümler açıyor (uygulama olarak tanıdık gelse de). Örneğin ana sayfanın solunda yer alan bölümde "Fenerbahçe bayrağı her yerde" ikonunu tıkladığınızda Fenerbahçe bayrağı ile fotoğraf çektirmiş taraftarları görebiliyorsunuz. Yapılan açıklamada sizinde fotoğrafınızı göndermeniz halinde sitede yayınlanacağı belirtiliyor, taraftarları bu uygulamanın içinde yer alması için teşvik ediyor. İşte açıklama; (http://fenerbahce.org/icerik/haber/7644/)

Fenerbahçemizin şampiyonluğunu coşkuyla kutlayan taraftarlarımız sadece Türkiye'de değil, dünyanın heryerinde bayraklarımızı çeşitli yerlere asarak şampiyonluğu doyasıya kutluyorlar.
Eğer sizler de bölgenizde veya bulunduğunuz şehirlerde astığınız bayrakların internet sitemizde yayınlanmasını istiyorsanız editor@fenerbahce.org adresine çektiğiniz bu resimlerinizi gönderebilirsiniz.


Futbol spor olduğu kadar pazarlamadır (hatta biraz daha fazla pazarlama) .


Pazarlamadan Futbol Olmaz

Cumartesi gecesi malumunuz milli maç var. Malta-Türkiye arasında oynanacak bu karşılaşmada önemli olan 3 puan (Önemsiz 3 puana şuana kadar ben hiç rastlamadım, bazı sesler; olur mu hiç öyle şey formalite maçıdır önemsizdir ozaman 3 puan diyebilir ama o 3 puanın bile UEFA sıralamasında bir değeri var.). Malta Milliyet.com.tr' de okuduğum bir habere göre bu maça oldukça hırslı çıkacakmış. Futbol içerisinde ırkçı söylemlere yer vermeyen ve bu söylemlerde bulunanları da oldukça ağır cezalandıran UEFA bakın resmi internet sitesinde neler demiş...

UEFA, resmi sitesindeki haberinde, Malta Milli Takımı’nın 16. yüzyıldan kalma bir kuşatmadan esinlenerek Türkiye’ye karşı galibiyet elde etmek istediğini okurlarına aktardı.Domenic Aquilina tarafından kaleme alınan yazıda, 1565 yılında Jean Parisot de la Vallette önderliğindeki Maltalı St. John Şövalyeleri’nin 3 aylık Osmanlı kuşatmasını başarıyla karşıladıkları, bu savunmanın askerlik tarihindeki en önemli zaferlerden biri olduğu ifade edildi.


Benim anladığım Malta'lı furbolcular gol yememek için kale önü kademe anlayışını farklı bir açıdan ele almışlar.

ve haber devam ediyor...


UEFA, Malta’nın cumartesi günü Ta’Qali Ulusal Stadyumu’nda Türkiye’yle yapacağı 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası Elemeleri C Grubu karşılaşmasının Malta’nın Zafer Bayramı’na denk geldiğini de hatırlatarak, bugünün kuşatmanın sona erdiği gün olduğunun altını çizdi.


İşte motivasyon. (UEFA'nın değimi ile düşmanını tanı)

Tarihi bağlamlarda olayın derin analizi ve günümüze yansıması. Geçmişini bilmeyen çıkıp bende top oynadım demesin.

Bu haberde dikkatimi çeken özellikle maç için hazırlanmış ilan. Eğer Malta geçmişteki başarısını tekrarlamak istiyorsa o elbiselerle maça çıkmasın!


Yapılan iş hem seyircileri hemde futbolcuları ateşlemek ve şu ana kadar hiç bir maçta favori gösterilmeyen Malta Milli takımının o gece sahadan galip olarak ayrılmasına katkıda bulunacak motivasyonu sağlamak ise oldukça başarılı...

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/2007/09/06/son/sonspo22.asp