Perşembe, Şubat 23, 2006

TeleMouse


Ürün birleşimleri sonucunda yeni katagoriler de ortaya çıkıyor. Peki hepsi tüketicinin ilgisini çekebiliyor mu? Burası tartışmalı. Bu şekilde ki ürünlerden en çok tutulanı heralde "post-it" ve"çalar saat". Adını bile duymadan, piyasadan silinip giden kimbilir nekadar ürün bu şekilde ortaya çıktı.

Mouse kullanıyor muyum? evet. Telefon da kullanıyorum eeee! niye telefonlu mouse kullan mıyorum?

Ben kullanmıyorum çünkü cep telefonu var, telsiz telefon var .... var da var. Niye bu ürüne daha fazla para ödeyeyim?

Tabi kullanmak isteyenlerde olacaktır çünkü ihtiyaçlar kişiden kişiye farklılaşır. İnternet üzerinden yurtdışı ile görüşme yapanlar için ideal bir seçim olabilir. Bekliyelim görelim, zaten ürün çok ses getirir ise duymayan kalmaz.

ürün fiyatı: $39,95

Kayak:
Yappernut
Limk

Van Gogh Museum Cafe


bukadar güzel , bukadar mı yalın olur. Yapanı tebrik ediyorum. İlanı ilk gördüğümde algılarım hemen devreye girdi :)

Kaynak : AdverBox

Pazartesi, Şubat 20, 2006

Pazarlamada Duygusal Bağ


Bebek giyim eşyası/malzemesi satan mağazaların –genelde- duvarlarında şirin bebek fotoğraflarının olduğu afişler vardır. Müşteri ile iletişimi daha sıcak tutmak adına oradan
alış-veriş yapan ailelerden bebeklerinin fotoğrafları istenilip mağazanın belirli bir köşesine fotoğraf albümü şeklinde bu bebeklerin fotoğrafları asıla bilir. Fotoğraflara “Mertcan da buradan giyiniyor” ya da bebeğin ismi, kilosu gibi unsurlar yazılır. Bu şekilde müşteri ile duygusal bağ yaratılabilir çünkü fotoğraftaki bebekler, reklam için poz verdirilmiş, o ürünü kullanmayan bebekler değil de ürünü bizzat kullanan bebeklerdir. Düşünsenize bir bebek eşyaları satan mağazaya giriyorsunuz içerideki fotoğraflarda aile dostunuzun oğlu da var. İnsanlarda çoğunluğa uyma eğilimi vardır, bunun sebebi “çoğunluğun tercihi doğru tercihtir” algısıdır. Eğer dostunuzda buradan alış-veriş ediyorsa sizinde buradan alış veriş etmemeniz için bir sebep yoktur. Afişteki x bebek değildir çünkü ürünü kullanan, dostunuzun, akrabanızın ya da arkadaşınızın oğlu “Mertcan”dır.

Salı, Şubat 14, 2006

Daha önce karşılaşmış mıydık?



Coloribus : Hanger sayfasında dolaşırken ilk defa Tükçe metine sahip bir reklam gördüm. Coloribus sayfasını bilenler bilir, bilmeyenler için ise; dünyanın çeşitli yerlerinden alınmış benzer reklamların yayınlandığı bir portal diyebiliriz. Artık esinlenmemidir , yoksa alıntımıdır onu çok fazla irdelemeyeceğim. İlgimi çekti.

Tam bu tatlı şoku atlatmışken hem bildirgec.org sayfasında karşıma çıkan hem de Reklamyazarları grubundan "kagan ismen" tarafından "aklın yolu birdir" subject ile verilen link
beni çok şaşırttı. Linkte 2005 Epica ödülünü alan, övünç kaynağı olarak lanse edilen "atlama ipi" adlı çalışma ve bir Alman firması tarafından daha önce yapılmış benzeri var. Çalışmaların açıklamalarında hangi ajanslar tarafından yapıldığı hakkında notları bulabilirsiniz.


Not: Hangisinin daha önce yayınlandığı konusunda tam bir kanıt bulamadım (söylenenler Alman firmasının bu işi daha önce yaptığı yönünde ).

Çarşamba, Şubat 08, 2006

Pazarlama Anahtarı


Pazarlama ile satış farklı kavramlardır ama kültürden kültüre de farklılık gösterir, örneğin Türkiye söz konusu ise pazarlama ve satış aynıdır. Bazı kesimler bu yargıları değiştirmek istese de kısa vadede bir sonuç elde etmek zordur. Bana kalırsa, Satılan ürün ya da hizmet iken pazarlanan markadır.

Pazarlamanın sunduğu artı değer marka, kendini farklı bir artı değer olarak pazarlamaya kalkınca dengeleri de biraz bozdu. Markadan geçilmez oldu ortalık. Ama elle tutulur global markalar görememekteyiz -henüz- “made in Turkey” olarak. Görmeli miyiz? oda ayrı bir soru. Lokal markalar yaratmak kadar bölgesel markalar hatta kıtasal markalar yaratmakta bu süreç içinde çok önemli. Pazarlamadan satmak, ya da satmadan pazarlamak ne kadar imkansız ise lokal düşünmeden global kalmak o kadar zor.

Pazarlamayı biraz İngiliz anahtarına benzetiyorum. Ortada bir ürün var (civata, bijon) Elinizdeki İngiliz anahtarının ağzını o ürüne göre ayarlayıp sıkmaya başlıyorsunuz. Yani ürünü çevreliyorsunuz. Sonuca gitmek için ayarlamalar yapıyor ve yapılması gereken işlemi gerçekleştiriyorsunuz. Bu kadar basit olmayabilir ama ne kadar karmaşık olursa olsun sonuç her zaman diğerlerine göre basittir. Global bir markayı gören tüm üreticiler benzer ürünü benzer planlamaları yapıp global olmak isterler. Lokal savaşanlar ise yeni ürünlerini daha geniş pazara yaymak için yeni ayarlamalar yaparlar, yeni fikirler peşinde koşarlar.

Perşembe, Şubat 02, 2006

IKEA: Yetenek Avcısı


İsveçli mobilya üreticisi Ikea şimdi de genç yetenek üretimine geçti. Alışılmış
“iş ilanı” tabularını yıkıp, genç yetenek keşfetmek için Afrika senin Brezilya benim diyerek gezen futbol menajerlerinin yaptığı gibi, yeteneği yerinde aramaya karar verdi. Gençlerin takıldığı mekanların tuvaletlerine el yazısıyla başvuru formları ve iş ilanları astı. (Aslında buradan şu çıkarım da yapılabilir: Kategoriler farklı uygulama aynı.) Şirket yetkilisi Jimmy Ostholm , ilan verdikleri dört günün sonunda 60 başvuru aldıklarını , bunun düşük maliyetli olduğu kadar doğru insanı bulmada da daha iyi bir yöntem olduğunu söylüyor. Ikea istediği personeli ararken yeni mecralara ve geleneksel olmayan yollara başvuruyor. Düşünüldüğünde basitmiş gibi görünen bu uygulamanın arkasında iyi bir planlamanın yattığı bir gerçek. İstenilen gençlerin takıldığı mekanların seçimi, ilanların hazırlanması v.b. gibi. Başvuru formlarını doğru kişiler ile buluşturmak için Ikea’nın izlediği bu yol acaba insan kaynakları web sitelerini, gazetelerin iş ilan sayfalarını etkileyecek mi?




Not: X firması için ilan veren bir yetkili olsanız ve genç , yetenekli mimarlar arasanız, ilanı bırakacağınız yer üniversitelerin mimarlık fakültelerinin kantinleri yada wc’ leri olur mu?

Kaynak:
Sabah Gazetesi iş'te insan eki tarih:29/01/2006
Kigem