Hayat bir yarıştır... Megane

Şiddete Karşı Post-it




Şiddete karşı hazırlanmış oldukça düşük maliyetli ama bir o kadar dikkat çekici kampanya. Danimarkalı şiddet karşıtı bir grup tarafından düzenlenen kampayada mesaj çok net " Sadece zayıflar şiddete başvurur". Bu mesajı vermenin en kolay yolu bir kalem ve post-it. Özellikle sosyal içerikli kampanyalarda insanların mesajları daha net algıladığı ve ürün-hizmet (marka) mesajları için geliştirdikleri savunma mekanizmasını bir tarafa bıraktıkları biliniyor.


via

Gmail Nasıl Kullanılır?



Saatchi & Saatchi tarafından Rusya için yapılmış bir uygulama oldukça eğlenceli. Gmail nasıl kullanılır? sorusunu oldukça eğlenceli anlatıyorlar.

Volkswagen BlueMotion


Volkswagen yeni motoru BlueMotion için hazırlanan ilan. BlueMotion çevreci olduğu kadar az yakıt tüketimi ile öne çıkıyor. A ve B şehirleri arasında... şeklinde başlayan problerimleri hatırlarsınız. Basit uygulama iyi fikir.

Google'a rakip aranıyor...


Marketing Türkiye internet sitesinde çıkan haber:

Avrupa ülkeleri Google'a rakip çıkartmak için güçlerini birleştirmeye başladı. Quaero, yani latincede "Arıyorum" anlamına gelen arama motoru için çalışmalar başladı.

Projenin arkasında Avrupa Komisyonu'ndan onay alan Fransa var. Fransız hükümeti, 5 yıllık bütçenin 152 milyon Dolarlık kısmını gözden çıkarmış durumda. 2005 Nisan'nında ortaya çıkan fikir şimdiye kadar gizli tutuluyordu. Quaero projesi Fransız teknoloji devi Thomson'ın liderliğinde, 23 Fransız ve Alman yazılım şirketi ve üniversiteden oluşan bir konsorsiyum ...


MSN, Yahoo şimdi de Quaero. Ne ilginçtir ki Quaero projesinin -eğer olur ise- en sıkı rakibi kendisi olacak. Bunca yatırım, tanıtım www.quaero.com adlı marketing üzerine çalışmalar yapan bambaşka bir şirkete yarayacak gibi geliyor bana.

Fenerbahçe özel


Seyri ve zevkine doyulmaz bir maçtı. Teşekkürler Fenerbahçe!


Vakti zamanında söylenmiş hatalı sözler:


"Artık yeni hiçbir şey yok. İcat edilebilecek herşey icat edildi."
Charles H. Duell - Amerikan Patent Dairesi Baskani 1899

"Bilgisayarlar gelecekte belki sadece 1,5 ton ağırlığında olacaklar."
Popular Mechanics Dergisi - 1949

"Sound'larını beğenmedim,ayrıca gitar gruplarının modasi geçti."
Decca Record Plak Firmasinin bir yöneticisi.
Beatles hakkında - 1962


"İnsanlarin evlerinde bilgisayar bulundurmaları için herhangi bir neden göremiyorum."
Kenneth Olsen, Digital Equipment Corp.'un (bir bilgisayar firmasi) başkani - 1977

"Fenerbahçe Şampiyonlar Ligin'de turu geçsin bikini giyeceğim"
Ahmet Çakar, Spor yorumcusu - 2008




Öldüren ?

Geçtiğimiz hafta vizyona giren bir filmden bahsetmek istiyorum, Öldüren Sis. Yönetmenliğini Frank Darabont yaptığı bir Stephen King uyarlaması. Filmin konusu , uyarlama olarak başarılı ya da başarısız oluşu üzerine laf etmeyeceğim. Lakin afişte yer alan filmin isminin Türkçe meali üzerine bir kaç lafım var, The Mist = Öldüren Sis.




Filmler Türkiye'de vizyona girdiği zaman gayet haklı olarak (Filmin daha çok ilgi çekmesi, İzleyicinin filmin isminden türünü/konusunu anlayabilmesi, özellikle korku filmi seyircisinin dikkatinin hemen çekilmesi v.s.) orjinal isimleri oralarından buralarından çekiştirilerek yeni bir forma sokuluyor. Orjinal "The Mist" olan yapıtımız Türkiye sınırları içerisine girdiğinde (malesef) birden "Öldüren Sis" adını alıyor. Pek tabi yukarıda da bahsettiğim haklı sebeplerden (kime göre?) ötürü konu hakkında yetki sahibi kişilerin tercihleri, sektör bilgileri bu eylemin gerçekleşmesinde önemli bir etken, gibi düşünebilirsiniz ama ben ne kadar zorlarsam zorlayayım bu şekilde düşünemiyorum. Gözümün önüne filmin orjinal afişini eline almış bir adam canlanıyor ve öldüren koyun şık durur sesleri kulaklarımda yankılanıyor.

Neden öldüren?

Evet öldürüyorsa ve bu öldüren sis ise bu bir korku filmidir ama 2.sınıf bir korku filmi.

Ürününüz için isim seçerken ne kadar dikkatli davranıyorsunuz? Sizin için markanızın hedeflediğiniz kitle tarafından nasıl algılandı önemli mi?

Filmin afişi ve ismi o filmin markasıdır. Seçeceğiniz isim filmin algısını bir anda değiştirebilir. Öldüren Sis 2. sınıf korku filmi ismidir. Bunu sadece bir korku filmi izleyicisi olarak söylüyorum belki / belki de değil. Testere (Saw) filmi özellikle senaryosu ve senaryoyu destekler kurgusu ile beklenmedik bir başarı elde etti. Bu başarı Türkiye'de vizyona girdiğinde yapılan reklam çalışmalarıyla olmadı, filmin mütevazi bütçeside göz önüne alındığında birleşen diğer unsurların toplamı filmin izleyici sayısını belirledi (Filmin sıradışı konusu, izleyicilerin birbirine tavsiyeleri, internet... Filmin ismi bu unsurlar arasında yerini alır mı? Benim fikrim alacağı yönünde). Neden ismi Öldüren Testere değil di? Ya da vizyona girmesi beklenen "The Eye" neden Öldüren Göz, Lanetli Göz, Kanlı Göz gibi bir takım eklemeler ile sinema seyircisine duyrulmadı. Filmin isminde ana mesajı doğrudan vermek, kandan ölümden bahsetmek korku filmi izleyicisinin asıl istediği gizemi ve merağı nasıl alaşağa ettiği hiç düşünüldü mü? Ya da bunlar aslında üzerinde konuşulmaması gereken mevzular mı?

Sadece filmin ismini beğendiğiniz için -filmin hakkında bir bilgiye sahip olmadan- izleme isteğidiniz oldu mu? Filmin isminin etkisi tıpkı markada olduğu gibi tüketici tarafından tercih edilebilirliği açısından oldukça etkili. Bu arada UIP internet sitesinde senaryonun kime ait olduğu şu şekilde açıklanmış;

"Senaryo: Frank Darabont (Steplen King’in aynı adlı kısa öyküsünden)"

Sanırım "Steplen" Stephen King'in oğlu , eminim öyledir.... En kısa zamanda düzeltilmesi dileği ile...

Bildiğiniz KARnaval Değil!


Hava soğuk, hafif hafif kar atıştırmakta. Değişen iklim koşulları, umrumuzda olmasada küresel ısınmasının getirdikleri, hatta tiye alınacak "Bu mu küresel ısınma? Dondum be!" diyalogları arasından sıyrılıp sokağa atıyorum kendimi. Lakin bir daha kar göreceğimizi kimse garanti edemez. Sabahın erken saatlerinde Beşiktaş sahile doğru yavaş bir yürüyüş. Sokaya çıkma yasağını andıran sessizlik ana caddeye çıkınca birden kendini araba çığlıklarına bırakıyor. Ana arterler açık bunun getirdiği karmaşıklık konusunda ise düşüncelerim var. Belediyeyi bu karmaşık, kalabalık, beton oluşum üzerine tuz dökmeye çağırıyorum. Lakin üzerinde kaymadan ayakta durabilmek imkansız. Düşme eylemi illede fiziksel olmak zorunda değil. Ruhunuzda kalabalığın arasında defalarca düşüyor.

Caddeler ve sokaklar. Karakter olarak birbirine zıt ama iç içe yaşama konusunda da bir o kadar uyumlu. Bahsedeceğim karnaval kesinle Sokak karnavalı. Öyle aklınıza hemen RIO gelmesin. Uçsuz bucaksız caddeler v.s. değil. Kendi halinde bir sokak karnavalı bu. Daha çok inandıklarını yazan mahalle sakinlerinin -mahallenin delikanlılarının, abilerininin, hanımefendilerinin- dünya caddelerine karşı duruşları. Birçift lafı olanların, hiç sıkılmadan, üşenmeden düşüncelerini anlatmak isteyenlerin karnavalı.

Selim Abi, bu yazısında internet sokaklarından bahsediyor: Sosyal Ağlar ve etkileri

Caddeler araba dolu, hergün bir yenisi daha çıkıyor. Renk renk yeni modeller. Renk renk olduğu konusundan şüphelerimiz var. Marka:Fiat Model: Punto Renk:? . Güzel tespit. Teşekkürler Hüseyin...

Özgür Emre Öztürk, sokağındaki alt yapı bakım çalışmaları yüzünden biraz yorulacak anlaşılan.

Zeynep Hanım yoğun kar yağışından dolayı biraz ara vermiş. Ara vermeden önce yazdıklarından "Kafalarımızı büyük fikirlere hazır etmek için bir şeye daha ihtiyacımız var" adlı yazısına bakmadan geçmeyin.

Bence Wom.com 'dan bir nevi navigasyon cihazı. Online Womm takibi.

Marketingieee 08 nerede? Sokağın sonunda, kime sorsanız söyler...

Pazarlama Cadısı süpürgesini bırakacak mı? Çok magazin vari oldu , ben de farkettim ama Second Life 'da test sürüşü haberi ile ilişkili başka bir başlık bulamadım.

7Farkı bulamamış olabilirsiniz, yazı hala yayında. Briefistan

Gates v.s Jobs çok eğlenceli : Manhem

EcoHanger, mecralara farklı yaklaşımlar. Pazarlama Blogu

Tek kelime Süper, Tek harf S, 7 harf Antifit. ( Alemşah Marketingi(d)eeeeee )

Porsche mu alsam? Porsche mu alsa? Porhsce almışlar! Marketing Defterin'den Porsche müşteri analizi...

Gerçekleri söylemek mi? Hadi ordan. Biz sadece "Duymak İstediklerinizi" söyleriz. Bir FikirAtölyesi Filmi.
"Bu filmi daha önce nasıl görmedim diyeceksiniz" . PaKa Times
"Sarsıcı" Sitivın Şipilbörger
" Tunç, Blogunda kullandığın fotoğrafın Telif Hakkı kime ait?" Onur Yüksel

Mondus Türkiye'nin Facebook'u mu? İbrahim Ulga cevaplıyor...

Yerinde Tespit. Eren yazıyor...

Mac alacaklara duyrulur. www.gokcenkaran.com

Murat Kaya tavsiyesidir : Yael Naim

-Bitti- mi?